5 Kasım 2016 Cumartesi

Forex İcad Olundu, Döviz Büfeleri Bozuldu!

Döviz büfeleri yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda, dövize yatırım yapanlar ve spekülatörler tarafından büfe önlerinde kalabalıklar oluşurdu.
Enflasyonun yüksek ve kur artışının bugüne nispeten daha fazla olduğu zamanlarda işçiler, memurlar, nakit fazlası olan esnaf parasını dövizde muhafaza ederdi. Büfeler alım-satımdan iyi karlar elde ederlerdi. Döviz büfesi sahibi olmak büyük bir avantaj idi.
İnternet bu sektöre de çok büyük darbe vurdu. Hatta bitirdi bile diyebiliriz.
İngilizce Foreign Exchange kelimelerinin kısaltılması olan Forex (FX de deniyor) internet üzerinden döviz alışverişinin yapıldığı tezgah üstü (OTC) bir piyasadır.
Bu piyasa organize bir piyasa değildir, yani takası garanti edecek bir merkezi karşı tarafı, standardı ve resmi kuralları yoktur. Güven esastır.
Türkiye'de teminatlar Takasbank'ta saklanmaktadır. Ama yine de takas garanti edilmez. Yani bu sistemde kazandığınız para aracı kurum tarafından ödenmez ise alacağınızın peşinde koşarsınız.
Bu piyasa dünya çapında bir piyasadır. Haftanın beş günü 24 saat açık olan bir piyasadır. Hafta sonları ise kapalıdır. İşlemler tamamen internet üzerinden yapılmaktadır.
Sisteme girmek için bir aracı kuruma üye olmanız ve teminat yatırmanız gerekmektedir. Yurtiçi ve yurtdışında yetkili olan aracı kurumlar üzerinden işlem yapılabilmektedir. Yurtiçi aracı kurumların avantajı, bahsettiğim gibi teminatların Takasbank'ta saklanması ve Türkçe eğitim ve destek imkanlarının olmasıdır.
Sistemin kaynağı küresel çapta çok büyük olan bankaların döviz alım-satım kotasyonlarıdır. Bu bankalar şu kadar dövizi şu fiyattan alır, şu fiyattan satarım şeklinde kotasyon bildirimi yaparlar. Reuters, bloomberg gibi kanallardan bu kotasyon bütün dünyaya dağıtılır. Sisteme dahil olan bütün kurumlar ve kişiler alım satım yaparak sistemi işletirler.
Günlük olarak 5 trilyon USD işlem hacmi olduğu söyleniyor. Bu haliyle çok derin bir piyasa olduğu için spekülasyona kapalıdır deniyor. Ama ben inanmıyorum buna, çünkü suyun başında finans devleri yer alıyor.
Sisteme üye olanlar yatırdıkları teminatın belirli bir katına (10,50,100,1000) kadar pozisyon alabiliyorlar. Buna kaldıraç deniyor. Yani alabileceğiniz toplam pozisyon (alım-satım) yatırdığınız teminatın aracı kurumlara göre farklılık arzeden kaldıraç oranları ile çarpımı kadar olabilecektir.
Neden kaldıraç var. Örnek olarak 100 USD teminat yatırıp, 100 katı kaldıraçla 10.000 USD'lik alım yapalım. Şayet aldığımız döviz yüzde 1 artış sağladıysa kazancımız alış kurundan (10.000*%1=) 100 USD olacaktır. 100 USD teminat yatırıp 100 USD kazanınca karımız yüzde 100 oldu. Gayet güzel, ancak döviz yüzde 1 azalsa idi, bütün teminatımız yanacak ve sistem pozisyonu otomatik olarak kapatacaktı. Bu defa zararımız yüzde 100 olacaktı. Bu yönüyle kaldıraç kullanımı risk taşıyan bir olaydır.
Sizin yatırmış olduğunuz teminat zarar etme ihtimalinizden dolayıdır. Sürekli kar edilen bir sistem olsaydı, teminat yatırmanıza gerek kalmazdı. 
Tabi ki gerçek hayatta zarar da var kâr da. 
İstatistiklere göre üyelerin büyük bir kısmı bu sistemde zarar etmektedir.
Zarar direk olarak özkaynaktan (teminattan) karşılanır. Teminat yani özkaynak bitince de pozisyon ters pozisyon olarak sistem tarafından kapatılır.
Bankalar için de sermaye yeterlilik rasyosu (SYR) bir nevi teminattır. Özkaynaklar, risklerine göre ağırlıklandırılmış varlıkların belli bir oranından aşağı olmamalıdır.
SYR devletin belirlediği oranın altına inerse kamu tarafından bankaya el konulur. Bu oran yüzde 8'dir, yani kaldıraç 12,5 kat olarak kullanılabilir. Yani banka 8 TL sermaye koyup, 100 TL kredi verebilir. Bunun için de 92 TL mevduat toplayabilir. Piyasa yapıcısı olduğu için yüzde 10 faiz verdiği mevduatı yüzde 18 faiz oranından kredi olarak verir.
Piyasa yapıcısı ne demektir: döviz büfesinde iki kişinin olduğunu varsayın. Biri 100 USD alacak, biri de 100 USD satacak. Büfe 100 USD'yi 3 TL'den alır ve 3,1 TL'ye satar, aradaki farkı da kazanç hanesine yazar. Halbuki bu iki kişi kendi arasında 3,05 ten alım-satım yapsa idi her ikisi de kazançlı olacaktı. Ama durum bundan farklı. Birincisi alım-satım yapacaklar aynı anda birbirini nerede bulacak, bulsa nasıl güvenecek sahteciliğe karşı. İkincisi bu durum mevcut mevzuat açısından da ihlal sayılabilir. İşte piyasa yapıcılığı (market maker) budur.
Birde swap maliyeti var bu piyasanın.
Örneğin USD/TRY alındığında USD varlık, TRY yükümlülük olur.
USD/TRY satıldığında USD yükümlülük, TRY varlık olur.
Olmayan bir şey nasıl satılır diye sorarsanız, teknik olarak buna açığa satış diyorlar. Yani varlık ödünç alınarak satılıyor.
Aynı gün pozisyon kapatılmaz ise varlık ve yükümlülüklerin taşıma maliyeti doğuyor. Bu da dövizlerin gecelik faizleridir. Hafta sonu üç günlük taşıma hesaplanıyor.
Pozisyonlar ertesi güne taşındığında swap faizi hesaplanır. Aynı gün açılıp kapatılan pozisyonlar için böyle bir maliyet yoktur. Varlık olan döviz için mevduat faizi kazanılır, yükümlülük olan döviz için ise kredi faizi ödenir. Bu oranlar likidite sağlayıcıları farklı olduğundan aracı kurumlara göre farklılık gösterebiliyor. Şayet USD/TRY alım pozisyonunu ertesi güne taşır isek, döviz kurunun artış oranı gecelik TL faiz oranından daha aşağı ise zarar, tersi durumda kar meydana gelir.
Bu piyasada fiyat hareketleri milisaniye mertebelerinde gerçekleşmektedir. Takibi amatörler için nerede ise imkansızdır. Hafta içi siz uyurken bile çalışan bir piyasıdır forex.

Sonuç olarak amatörlerin kazanma şansı son derece az olan bir piyasadır forex. Bulaşmayın derim bu işlere.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder