7 Kasım 2016 Pazartesi

Belediyelerin Borçları Ve Borçlanma Maliyetleri.

T.C. Sayıştay Başkanlığı'na ait web sitesinde yıllar itibariyle mahalli idarelere ait denetim raporları bulunmaktadır. Bu raporlar özet şeklinde olsa da ilgilenenler için önemli bilgiler bulunmaktadır.

Bir muhasebeci olarak benim dikkatimi, bu raporlardaki bilançolar, gelir-gider bütçeleri ve gelir-gider tabloları çekiyor.
Buradaki gelir-gider bütçesi ile gelir-gider tablosu (her ikisi de belli bir dönem aralığını ifade eder, 1 Ocak-31 Aralık gibi) arasındaki fark kayıt şekillerinden kaynaklanmaktadır. Gelir-gider bütçeleri nakit esaslıdır, Gelir-gider tabloları ise tahakkuk esaslıdır. 
Nakit esaslı yöntemde tahsilat veya ödeme gerçekleşmediği müddetçe gelir veya gider oluşmaz. Tahakkuk esaslı yöntemde ise tahsilat veya ödeme olmasa da gelir veya gider kesinleştiği anda kayıtlara alınır.
Örnek olarak mobil telefon faturasını alalım. Bu fatura 01-31 Ekim dönemine ait olsun. Fatura 31 Ekim tarihli olarak düzenlenir, son ödeme tarihinin de 20 Kasım olduğunu varsayalım. Tahakkuk esaslı yöntemde bu fatura ödeme olmasa dahi 31 Ekim tarihi itibariyle kayıt altına alınır ve bu tarih itibariyle gider oluşur. Nakit esaslı yöntemde ise kayıt son ödeme tarihinde (ya da daha önce ödenirse ödeme tarihinde) yani 20 Kasım'da yapılır ve bu tarih itibariyle gider oluşur. 
Nakit esaslı yöntemde istisna olarak, nakit eksikliği sebebiyle dönem sonu itibariyle ödenmesi gerektiği halde ödenemeyen mal ve hizmet bedellerinin Bütçe Emanetleri Hesabı'na alınması gösterilebilir. Burada ödeme olmasa da gider oluşur. 
Bilançolar ise bir fotoğraf gibidir. Fotoğraf bir anı gösterir sadece, videolar gibi belirli bir süreyi göstermez. Kurumların dönem sonu (dönem sonları genellikle aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık dönemlerin son günleridir) itibariyle sahip oldukları varlık ve yükümlülüklerin parasal değerlerinin gösterildiği bir tablodur. Tahakkuk esasına göre düzenlenen bilançoda varlık ile yükümlülüklerin arasındaki fark ise özkaynaklardır. Özkaynaklar eksi de olabilir. Bilanço iki taraflı bir tablodur ve her iki tarafın toplamı birbirine eşit olmak zorundadır. Adı üzerinde bilanço ya da orijinal şekliye balance denge anlamına gelmektedir. Bir bakkal terazisi ancak iki kefesindeki ağırlıklar eşit olursa dengeye gelir.
Sayıştay raporlarından iki belediyeye ait 2015 yılı denetim raporlarını inceledim. Konya Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Tabii ki tablolarındaki borçlara ve borçlanma maliyetleri üzerinde yoğunlaştım. Ufak tefek miktarları hariç Konya BŞ Belediyesinin yuvarlak rakam 1.650.000.000 TL, İstanbul BŞ Belediyesinin 8.800.000.000 TL borcu bulunmaktadır.
2015 yılında USD yıllık bazda yüzde 25 artış göstermiş, TL kredi faizleri de en iyimser oranlarda yüzde 15 olarak gerçekleşmiştir. Mevduat faizleri bile yüzde 12 civarlarında idi.
Konya BŞ Belediyesi gider bütçesinde faiz 77.735.255,39 TL, gider tablosunda ise 91.178.631,46 TL olarak görünüyor. Buradaki fark yukarıda izah ettiğim nakit esaslı-tahakkuk esaslı kayıt yönteminden kaynaklanmaktadır.
İstanbul BŞ Belediyesi gider bütçesinde faiz 108.080.643,63 TL, gider tablosunda ise 103.861.827,48 TL olarak görünüyor. 
Borçlar her yıl artarak geldiğine göre yukarıda belirtilen borç miktarları ve borçlanma maliyetleri dikkate alındığında faiz giderleri içinde olmayan faiz tahakkukları da olması gerekir.
Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri 5 nolu Devlet Muhasebesi Standardı (Borçlanma Maliyetleri) ve Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği gereğince giderlerini tahakkuk esasında takip etmeli ve özellikli varlıkların (işyerleri, hastaneler, yol, köprü ve elektrik üretim tesisleri gibi varlıklar ile kullanıma veya satışa hazır hale getirilmesi uzun bir süreyi gerektiren stoklar) satın alınması, inşası veya üretimiyle doğrudan ilgili olan borçlanma maliyetlerinin söz konusu varlığın maliyetinin bir unsuru olarak aktifleştirilmeleri gerekir.
Kamu kurumu olmalarını dikkate alarak ortalama yıllık yüzde 13 borçlanma maliyetlerinin olduğunu varsayalım. Bu durumda Konya BŞB'nin sadece finansal borçları için (1.390.000.000*%13=) 180.700.000 TL , İstanbul BŞB'nin (7.235.000.000*%13=) 940.550.000 TL faiz tahakkuku olması gerekiyor kanaatimce. 
Konya BŞB'nin 2014 raporunda borç miktarının daha az olmasına rağmen 187.000.000 TL faiz giderinin olması bunun ispatıdır. 
Bu durumda tahakkuk eden faiz ile giderleştirilen faiz arasındaki fark 25-Maddi Duran Varlık hesap grubunda aktifleşmektedir. Başka bir deyişle faiz yatırımın maliyetine dahil edilmektedir.
Maliyetlerin devasa boyutlara ulaştığı bu zamanlarda bence belediyeler asli görevlerine öncelik vermeli, tali işler için kıt kaynaklarını heba etmemelidir.
Şehir içi ulaşım da asli görevleri arasındadır, belki de en önemli görevidir. Bir kamu hizmeti olan bu görev hiçbir şekilde özel kişi ve kurumlara devredilmemeli, kendi elleriyle rakip yaratmamalıdırlar. Şehir içi ulaşım imtiyazı belediyede kalmalı ve insanları toplu taşımaya özendirecek önlemler alınmalıdır. Bu durumda kural tanımazların sebep olduğu sıkıntılar da ortadan kalkacaktır. Her litresine dış ülkelerden borçlanarak döviz ödediğimiz petrol hoyratça tüketilmemelidir. Kaldı ki sadece ekonomik maliyet söz konusu değildir. Küresel ısınma da dikkate alınmalıdır. Küresel ısınmanın en büyük sebebi fosil yakıt kullanımı sonucunda oluşan karbon emisyonudur.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder