17 Kasım 2016 Perşembe

Borçlanmada Sat-Geri Kirala (Sukuk) İle Banka Kredisinin Farkı?

Kredi ihtiyacı olan bir fabrikatör, sahibi bulunduğu fabrika binası karşılığında finansman temin etmek istiyor. Bu durumda önünde bir çok seçenek bulunmaktadır.
Bir mevduat bankasına gayrimenkulünü rehnederek (ipotek vererek), karşılığında ihtiyacı olan finansmanı temin eder, ya da bir katılım bankasından murabaha (vadeli mal alımı) yoluyla kredi alır (burada da binasını rehneder) veya fabrika binasını sat geri kirala yöntemi yoluyla finansman temin eder.
Tabi ki yöntemler bunlarla sınırlı değil, başka yöntemler de bulunmaktadır.
Bu yazıda kredi ve sat-geri kirala yöntemleri üzerinde biraz kalem oynatalım.
Mevduat bankası talep edilen kredi karşılığında gayrimenkul üzerine ipotek koyar. Kredinin teminatı olan bu ipotek geri ödemede sıkıntıya düşme ihtimaline karşılıktır. Fabrikatör kullandığı kredi için aylık, üç aylık, v.s. dönemlerde faiz öder. Kredi faizlerini ve anaparayı geri ödediğinde ise bina üzerindeki ipotek banka tarafından kaldırılır.
Sat geri kirala yönteminde (islami literatürde bey bil istiğlal deniyor) ise, fabrikatör sahibi olduğu gayrimenkulü varlık kiralama şirketine veya finansal kiralama şirketi veya katılım bankasına satar ve bu kuruluşlardan geri kiralar. Sözleşme süresi boyunca fabrikatör binada kiracıdır. Bu finansman kuruluşu için teminattır. Finansman kuruluşu satış bedelini fabrikatöre öder ve başta belirlenen kira bedeli ve süre kadar kira sözleşmesi yapar. Kira bedeli de piyasada cari olan faiz oranına yakın bir bedele tekabül eder. Kira süresinin sonunda fabrikatör ilk satış bedelinden geri ödeme yaparak binayı geri alır. Bu alım-satım işleminden iki tarafta kar veya zarar etmez. Çünkü başlangıçtaki satım bedeli ile geri alırken ödenen alım bedeli aynıdır. Geri ödemede sıkıntı olmadığı sürece finansman kuruluşu bu binayı başka birine satamaz, hatta kendisi sıkıntıya düşse bile alacaklıları bu taşınmazı haczedemez. Yani görünüşte alım-satım olsa da fiiliyatta bu işlem bir nevi rehin (ipotek) işlemi gibidir.
Şayet finansman kuruluşu bir VKŞ (varlık kiralama şirketi) ise fabrikatöre ödediği bedel karşılığında bir menkul kıymet olan sukuk ihracı yaparak, sermayeyi tabana yayar ve faiz hassasiyeti olan insanların tasarruflarını sermaye piyasalarına dahil etmiş olur. Yani VKŞ varlığını (fabrika binası) menkul kıymetleştirerek (securitization) halka arz eder. Kendisi de bu işten operasyonel kar elde eder. Kira süresi bitiminde ihraç edilen sukuk nominal bedel geri ödenerek yatırımcıdan geri alınır. Bu süre zarfında yatırımcı, fabrikatörün ödediği kira bedelinden kendi payına düşün rakamı gelir olarak elde eder.
Mevduat bankaları da kredi alacaklarından oluşan varlığını bir yatırım bankasına devredebilirler. Yatırım bankaları da bu varlık karşılığında VDMK (varlığa dayalı menkul kıymet-asset backed security) ihracı yaparak sermayeyi tabana yayar.
Görüldüğü gibi kavramlar ve kurumlar farklı olsa da yöntem birebir.
Peki neden sukuk yöntemine ihtiyaç duyulur? Bunun sebebi faiz hassasiyeti olan insanlara da borçlanma/yatırım yolunun açılmasıdır.
Kredinin teminatı, mevduat bankasında ipotek yöntemiyle, diğerinde ise alım-geri satım yöntemiyle tapuda olmaktadır. 
Bu iki yöntem arasında usul hariç esasta hiç bir fark yoktur bana göre, hatta sukuk yönteminde ilave olarak bir sürü formalite devreye girmektedir. Yapılan işlemin, maliyeti etkileyen vergisel boyutları da olduğu için vergi kanunlarına (KVK, KDV, Harçlar Kanunu, v.s.) istisnalar eklenmiş ve faizli sistem ile rekabet eşitliği sağlanarak bu yöntem teşvik edilmiştir.
Konu ile alakalı olarak Süleymaniye Vakfı internet sitesinde, Prof. Dr. Servet Bayındır'ın yazmış olduğu makale son derece bilgilendirici bir mahiyettedir. Konu pratik ve İslam fıkhı yönüyle incelenmiş ve isabetli tespitler yapılmıştır.
Merak edenler bu makaleyi okumalıdırlar.


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder