"Damga vergisi bu dünyaya ait bir vergi değil eski dünyanın vergisi." Maliye Bakanı'na ait olan bu tespit son derece yerindedir, ancak ne hikmetse toplanan vergi görülünce olay sadece eleştiri boyutunda kalıyor, kaldırılması mümkün olmuyor.
İnsanları, bu vergiden kurtulmak için vergi müfettişlerine "sözleşmeleri yazılı değil, sözlü olarak yapıyoruz." diyerek komik duruma düşüren ve yazılı metinleri vergi ödememek için saklayıp yalancı durumuna düşüren bir vergidir damga vergisi. Çünkü şifahen yapılan sözleşmeler vergiye tabi değilken, bu durumun yazıya dökülmesi vergiyi doğuruyor.
11.07.1964 tarihli resmi gazetede yayımlanan, 488 sayılı "Damga Vergisi Kanunu", 23.05.1928 tarih ve 1324 sayılı "Damga Resmi Kanunu" yürürlükten kaldırılarak getirilmiş. 1928 tarihli resmi gazeteye bakayım dedim, meğer o tarihlerde gazete Arap harfleriyle basılıyormuş. Bu tarihten kısa bir süre sonra 01.11.1928 de Latin harflerine geçilmiş ve ilk Latin harfleri ile yazılan resmi gazete 01.12.1928 tarihinde yayımlanmıştır. Ne kadar eski bir vergi anlayın artık.
Yeminli Mali Müşavir Mehmet Maç, bir makalesinde damga vergisi ile ilgili olarak şu tespitlerde bulunmuştur;
"Bilindiği üzere damga vergisi, vergileme konusu bulmanın güç olduğu Cumhuriyetimizin ilk yıllarında konulmuş olan ilkel ve sakıncalı bir vergidir.
Damga vergisinin tümüyle kaldırılması gerekir.
Sakıncaları herkes tarafından bilinmesine ve kaldırılma gereği sıklıkla dile getirilmesine rağmen, sağladığı gelirden vazgeçilemediği için damga vergisi uygulaması devam ettirilmektedir."
Ak Parti'nin seçim beyannamelerinde bu vergi ile ilgili olarak vaatleri şöyledir;
2002 Seçim Beyannamesi
"Damga vergisi ve harçlar gibi işleme dayalı vergilerin
çoğu kaldırılacak, kalanların ise oranları düşürülerek üst
sınır getirilecektir. Böylece olayların ekonomik boyutunun
kavranması kolaylaştırılarak gelir, kurumlar ve katma
değer vergisi hasılatı artırılacaktır."
2007 Seçim Beyannamesi
"Belge düzeninin oturtulmasındaki en büyük engel olan
damga vergisi başta olmak üzere işlemler üzerindeki
vergileri kademeli olarak kaldıracağız."
Bundan sonraki seçim beyannamelerinde damga vergisi ile ilgili bir vaat olmamış.
Mevcut durumu ise yazının ilk cümlesinde söylemiştim.
Vergi uzmanları tarafından; Anayasa'nın mali güç ilkesine aykırı olduğu ve bu nedenle vergi sistemimizden kaldırılması gerektiği ifade edilmiştir.
İnternette yaptığım araştırmalarda bu vergi ile ilgili olarak yapılan yorumlar şöyledir:
"Neden bilinmez, insanların
anlaşmalarını yazıya dökmelerinden vergi alınır. Eskiden pul yapıştırılarak
toplanırdı. Alay konusu olurdu, üç sayfalık anlaşmaya beş sayfa da pul lazım
diye."
"İnanması
güç ama damga vergisi anlaşmayı yazıya dökmenin bedeli. Yani Ahmet ile Mehmet
kira sözleşmesini sözlü yapsalar vergi yok. Sözleşme yine geçerli."
"Bazen
devlet bir hizmet verir de, o hizmetin karşılığı bir bedel alır, yani tapu
harcı, pasaport bedeli gibi bir şey, amenna. Ama damga vergisi bambaşka. Ahmet
evini Mehmet'e kiralayacak, devletin bir alacağı vereceği yok, olsun, hemen
hesapla akdin değeri üzerinden binde yedi buçuk damga vergisi..."
"Sadece devletin paraya ihtiyacı olması vergiyi haklı kılmaz. Doğuracağı vergi
kaybı ne olursa olsun, herhangi bir haklı sebebi olmayan damga vergisi bir an
önce kaldırılmalı."
Bu vergi ile ilgili olarak yapılan tek olumlu değişiklik yakın zamanlarda yapılan, nispi vergiye tabi olan kağıtların her nüshasının vergiye tabi tutulmasından vazgeçilip sadece bir nüshasının vergiye tabi tutulmasıdır.
Bu düzenlemeden önce, diyelim ki üç kişi aralarında sözleşme yapıp ıslak imzalı üç nüsha sözleşmeyi kağıda döktüler, bu durumda her nüsha için ayrı ayrı vergi ödemeleri gerekmekteydi. Artık nüsha sayısına bakılmaksızın bir nüsha vergiye tabi tutulmaktadır.
Yazıyı bir örnekle bitirelim.
Bir tacir 1 milyon TL'lik bir alım için tedarikçi ile sözleşme imzalıyor. Bu sözleşme üzerinden binde 9,48 oranında damga vergisi hesaplanıp, ertesi ayın 26. gününe kadar ödenecektir. Bu durumda 9.480 TL vergi bir ay içinde ödenecektir. Diyelim tacir bu aldığı malı yüzde 5 kar koyup sattı, bu durumda elli bin TL kar etmiş olacaktır. Elde ettiği bu karın yüzde yirmisi oranında kurumlar vergisini üç ay sonra ödeyecektir, bu da (50.000*%20=) 10.000 TL'dir.
Şimdi gördünüz mü, ödenen damga vergisi kurumlar vergisi kadar. Hatta satıştan zarar olursa kurumlar vergisi de yoktur.
Bu yüzden kaçırılması da kolay olan bu verginin, özel kuruluşlar arasında düzenlenen sözleşmeler üzerinden beyanı çok sınırlı miktarda kalıyor.
Sadece resmi işlerde ve beyanname verilmesi durumunda bu vergi toplanabiliyor.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder