25 Mart 2017 Cumartesi

2003-2016 Dönemi Ekonomi Karnesi.

Bu dönemde vergi gelirleri 3.200 milyar TL olmuş.
Bu dönemde personel giderleri, SGK primleri hariç 988 milyar TL olmuş.
Bu dönemde genel bütçe faiz gideri 701 milyar TL olmuş.
Bu dönemde genel bütçede kar payı, hasılat payı ve kira gelirleri 140 milyar TL olmuş.
Bu dönemde genel bütçeye giren özelleştirme geliri 70 milyar TL olmuş.

Bu dönemde ihracat 1.718 milyar USD olmuş.
Bu dönemde ithalat 2.395 milyar USD olmuş.
Bu dönemde dış açık (ihracat ile ithalat arasındaki olumsuz fark) 677 milyar USD olmuş.
Bu dönemde cari açık 501 milyar USD olmuş.
Bu dönemde borçlanma 551 milyar USD olmuş.
Bu dönemde ülkeye giren kaynağı belirsiz para 40 milyar USD olmuş.
Bu dönemde TCMB döviz rezervi artışı 90 milyar USD olmuş.

Bu dönemde bankaların toplam faiz (kar payı) gelirleri 1.303 milyar TL olmuş.
Bu dönemde toplam vergi gelirlerinin yüzde 68'i dolaylı vergilerden oluşmuş.

24 Şubat 2017 tarihi itibariyle;
TCMB brüt rezervleri, 16 milyarı altın ve 91 milyarı yabancı para olmak üzere toplam 107 milyar USD olmuş.
Bu brüt rezervin, 11,63 miyarı altın ve 55,84 milyarı yabancı para olmak üzere toplam 67,47 milyar USD'lik kısmı bankaların rezerv opsiyonu mekanizması kapsamında TCMB'ye yatırdıkları paralardan oluşmaktadır.
Bu durumda TCMB net rezervleri, 4,38 milyarı altın ve 35,25 milyarı yabancı para olmak üzere toplam 39,63 milyar USD olmuş.

Dikkatinizi çekti mi? bilmiyorum. TCMB'nin 39,63 milyar USD net rezervi var iken, yukarıdaki satırlarda bahsettiğim gibi 2003-2016 döneminde ülkeye giren kaynağı belirsiz para miktarı 40 milyar USD olmuş.
Bu durumda net rezervler kaynağı belirsiz para girişlerinden oluşmuş olmuyor mu?

17 Mart 2017 tarihi itibariyle;
Bankacılık kesimi toplam kredi hacmi 1.811 milyar TL olmuş.
Bankaların topladığı toplam mevduat tutarı 1.594 milyar TL olmuş.

31 Ocak 2017 tarihi itibariyle bankaların toplam varlığı 2.866 milyar TL olmuş. 
Bu rakam Türkiye'nin GSYİH'dan daha fazladır.

Analiz:
2003-2016 döneminde toplumun faiz maliyeti, 701 milyarı genel bütçeden ve 1.303 milyarı da bankaların faiz gelirlerinden olmak üzere toplam 2.004 milyar TL olmuş.
Bankaların faiz gelirleri içinde genel bütçe faiz giderleri içinde olan tutarlar da vardır. Bu durumda toplam tutardan mükerrer olan kısmın ayrılması gerekir. Ancak bu tam olarak tespiti mümkün olmayan bir durumdur. Çünkü bütçe nakit esaslı olarak düzenlenir. Bankaların finansal tabloları ise Uluslararası Finansal Raporlama Standartları'na (IFRS) göre düzenlenir. Bu standartlar da tahakkuk esasını ve farklı ölçümleri esas alır.
Kaba bir hesapla, mükerrerlik dikkate alınmaz ise toplam faiz maliyeti 1.700 milyar TL olur.

Buna göre bu dönemde faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranı (1.700 / 3.200=) yüzde 53 olarak gerçekleşmiştir.

Ne alaka demeyin. Bahsettim vergi gelirlerinin büyük bir kısmı dolaylı vergilerden oluşmuştur. Bu da tüketimden kaynaklı vergiler demektir. Tüketiciler de finansmanı bankalardan sağlamaktadır. Tüketim gerçekleşince oluşan vergi peşin olarak hazineye gelir kaydedilir, ancak tüketici hazineye gelir olarak kaydedilen bu tutarı bankaya borçlanır ve faizi ile birlikte bankaya geri öder.

Yani devlet vergi adı altında vatandaştan faizsiz ve geri ödemesiz bir finansman sağlamakta, vatandaş ta tüketim vergisini ve bunun finansman maliyetini yüklenmektedir.

Daha kötüsü tüketim çılgınlığının ölçüsü kaçarsa ve bankalar tahsilde acze düşerse, bu durumda tüketenin faydalandığı tutar da toplumun maliyeti olur. 

Bu analizin, "2003 öncesi hazine borçlanırdı, 2003'ten sonra halk borçlandı." kabulü dikkate alındığında çok temelsiz olmadığına inanıyorum.

Sonuçta bu da benim kanaatim.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder